Egemen
 

BEKİR OZSOY

Almanya da devrim!


Berlin’e gelen haberler hiç iç açıcı değildi, Kiel ve Hamburg şehrinde ki Alman deniz kuvvetleri mensupları denize açılma emrini ret ederek isyan çıkarmışlardı,ülkenin içinde bulunduğu buhranlı durum,isyanın süratle yayılmasına olanak sağlamıştı.
 Almanya baştan aşağı kana bulanmak üzereydi.
Ama bundan tamı tamına 99 yıl önce!!
19.Asır sonlarında Avrupa da sosyalizm yeşermeye başlamıştı,işçi sınıfının haklarını savunmak için artık  siyasi bir doktrin vardı,ve bu o günkü egemen sınıfların karabasanıydı.  Demir başbakan Bismark da bu yüzden partiyi yasa dışı ilan etmişti,paradoksal olarak sosyal demokratlar 1890


Devamı >>


Almanya da devrim!


Berlin’e gelen haberler hiç iç açıcı değildi, Kiel ve Hamburg şehrinde ki Alman deniz kuvvetleri mensupları denize açılma emrini ret ederek isyan çıkarmışlardı,ülkenin içinde bulunduğu buhranlı durum,isyanın süratle yayılmasına olanak sağlamıştı.
 Almanya baştan aşağı kana bulanmak üzereydi.
Ama bundan tamı tamına 99 yıl önce!!
19.Asır sonlarında Avrupa da sosyalizm yeşermeye başlamıştı,işçi sınıfının haklarını savunmak için artık  siyasi bir doktrin vardı,ve bu o günkü egemen sınıfların karabasanıydı.  Demir başbakan Bismark da bu yüzden partiyi yasa dışı ilan etmişti,paradoksal olarak sosyal demokratlar 1890 larda yasal olarak bir başka demir iradeli yönetici ve tiranın feriştahı tarafından tanınacaklardı; 1.Wilhem!  Genç Kayzer Alman halkının beklentilerini görmezden gelemeyecek , partiyi seçimlere sokacak ve bilinen en derli toplu sosyal güvenlik sistemini kuracaktı. Ama Büyük Savaş(1914-1918) aşırı emperyalist beklentilerin mezbahası gibi tüm kıtayı harap etmişti, şehit-şüheda edebiyatı ise Alman halkının zafer beklentilerini dizginleyemiyordu. 1912 seçimlerinde %28 lik bir oy alan Sosyal demokrat parti için  tamda harman zamanıydı. Ne var ki savaşın gidişatı artık imparator tarafından değil bizzat askeri bir cunta tarafından tayin ediliyordu. Rusya devrimi işçi sınıfı için bir çıkış yolu gibi gözükse de şimdilik hala hayaldi, ama ürkütücü bir hayal.Alman aristokrasisi savaşı sürdürme konusunda kararlıydı,ancak Alman halkı evlatlarını savaşa yollamaya devam eder miydi? Rusya devrimi bir çıkış olabilirdi,tam sosyal demokratlar bu fikre ısınmışlardı ki Rusya da ki geçici yönetim önce savaşa devam kararı almış ama gücü tükenince de ateşkes istemek zorunda kalmıştı. Bu durumda Alman generalleri doğu cephesinde serbest kalan ordularıyla batıda zaferi kazanabilirdi. Sosyal demokratların rüyaları ertelenmek zorundaydı. Nitekim Alman orduları 1918 Martında büyük bir saldırıya geçmişler ve nerdeyse zaferi kazanmalarına ramak kala Amerikalıların savaşa girmesiyle önce durmak sonrada geri çekilmek zorunda kalmışlardı.
İşte bu durum Alman halkı tarafından tahammül edilemez bulunmaktaydı.Zaten onca yokluk ve zorluk yalnızca zafer pahasına çekilmişti.Vaziyeti fark eden generaller kaybettikleri savaşın sorumluluğunu sivil idareye terk etmek için derhal meclisin kontrolünde bir barış anlaşması talep etmişlerdi,ve bu anlaşmayı Alman halkına anlatacak  bir sosyal demokrat hükümet! İmparator nispeten ılımlı bir aristokratı başbakanlığa atamıştı ama bu müttefikleri kesmemişti,daha fazlasını istiyorlardı,cephe her an yarılabilirdi savaş lordu  generaller çaresiz komutanlıklarından alınmış ve yerlerine başkaları getirilmişti. Yetmemiş İmparator da tahttan feragat etmişti. İşte tam da o günlerde donanmanın başkomutanı son ve şanlı(!) bir saldırı için savaş gemilerine demir alma emrini verince kıyamet kopmuştu,aristokratların şerefini kurtarmak için artık dökülecek kanı kalmayan denizciler isyan başlatmışlardı.İsyan büyük bir süratle ülkeye yayılmış ve her yer toz-duman olmuştu.Sosyal demokrat liderler çabuk ve kararlı hareket etmek zorundaydılar çünkü öncelikle Berlin ve Münih şehirlerinde Rusya benzeri Sovyet cumhuriyetler ilan edilmeye başlanmıştı bile. Her zamanki gibi memleket ateşler içindeyken birbirileriyle uğraşan ‘aslan sosyal demokratlar’ sonunda hareket edip cumhuriyet rejimini bir oldu bittiyle ilan etmişlerdi ama geç kalınmıştı. Ülkede iç savaş başlamıştı. Ordu hükümete bir teklifte bulunacaktı; bu Sovyet cumhuriyetler ve yandaşları derhal ezilebilirdi,ama önce ordunun tüm kurumları iadeyi itibar edilmeli ve siyasi arena da ki söz hakları geri verilmeliydi. Hükümet kabul etmişti. Cepheden geri dönen para-militer güçlerinde yardımıyla düzenli ordu birlikleri isyanı ülke çapında kanlı bir şekilde bastıracaklardı. Alman devrimi bastırılmış ama gereken ders de alınmıştı; bir ülkede hiçbir şey halka rağmen yaşatılmazdı.Bunu en iyi öğrenende ne yazık ki ‘aslan sosyal demokratlar’ değil ama bir başka tiran olacaktı: Adolf Hitler! 6.Katta buluşmak umuduyla.

 

Başkan MONROE diye bir adam,


AMERİCA PARA LOS AMERİCANOS(*)

Amerika Birleşik Devletlerinin büyük kurucusu Waşington bağımsızlık savaşının ilk aşamalarında İngilizlerden dayak üstüne dayak yemekteydi,savaşın kaderini değiştirecek ünlü çekilişini yaptığında bu anı ölümsüzleştiren meşhur bir resmini yaptı ressamın biri; ‘Waşington bir kayıkta ayakta duruyor hemen arkasında Amerikan bayrağını taşıyan bir genç adam.’ İşte o genç adam ilerde Amerikanın üçüncü başkanı olacak ve ta 1823 senesinde Amerika’nın dış politikasının ana temelini atacaktı.
Başkan Monroe bağımsızlık savaşından bu yana Avrupa kıtasını yakından izlemekteydi,yaşlı kıta

 

Doktorlar yargılanıyor,

Evet, söz edeceğimiz doktorlar müzik doktorları değil, harbiden tıp doktorları! Nerede mi? (Elbette ki bizde değil),neden mi, nasıl mı ? Bakın neden ,nasıl ve ne zaman.
 Mahkeme huzurunda toplam 23 kişiydiler tedavide eksiklik veya ihmal değildi onların suçu,9 Aralık 1947 de başlayan davada 23 Alman doktoru insanlığa karşı işledikleri suçlardan yargılanıyorlardı.
VİCTOR BRACK, mesela bir hekimdi ama aynı zamanda SS de yüksek rütbeli bir hekimdi,Alman sanayisinin iş gücü açığına ilginç bir çözüm getirmekteydi toplama kamplarına atılan milyonlarca Yahudi den işe yarar 1,5- 2 milyonu ‘misafir işçi’ statüsünde istihdam

 

Cesaret masallarda değil, insanlarda olmalı,

Cesaret masallarda değil, insanlarda olmalı,
Demişim geçen hafta ki yazımın son cümlesinde, sağ olsun bazı okurlarımız hem yazıyı hem de lafımızı  beğenmişler, bizde aynı kulvardan bir başka hikaye daha anlatalım.
1894 Senesinde Almanya Bergen şehrinde doğan küçük çocuk, dört yaşına geldiğinde komşuları  ve ülkenin  en ünlü deniz kahramanlarından biri olan amiralin o kadar etkisinde kalmıştı ki ailesinin tüm direnmesine karşı aldığı dini eğitimi de bir kenara bırakarak deniz subayı olmuştu. Büyük savaşta (1914-1918) gösterdiği yararlıklardan dolayı madalya kazanmış savaştan sonrada donanmada kalmaya devam etmişti
 İdareci

 

Cesur ve şımarık,

Geçen haftalarda ki yazılarımız ilgi çekmişe benziyor,sevgili okuyucularımız aynı tarza devam diyorlar,Yalnızca Ercan abi (EVREN) ‘hep bu tarz yaz ama kimseye de gönderme yapma’ diye sıkı,sıkıya da tembihledi. Biz gelelim bu haftanın cesuruna.
1885 Yılının Kasım ayında doğmuştu,Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde anadan atadan Güneyli bir ailenin oğluydu.  İç savaş(1861-1865) sırasında ölen veya yaralanan aile büyüklerinin anıları ile yoğrulmuş ve bir asker olmaya karar vermişti. Matematik notlarının yetersiz olması yüzünden askeri okulda bir yıl kaybetmişti ama sonunda okulu en iyi ikinci derece ile bitirmişti. Daha sonra 1912 Olimpiyat oyunlarında

 

Ne olacak bu Belçika’nın hali?


Dikkatli okuyucularımızdan bazıları geçenlerde bana bir soru yönelttiler: N e oluyor bu Belçika da diye.
Biliyorsunuz Belçika da ki son seçimlerde atılan sloganlardan biride ‘Kahrolsun Belçika’ idi üstelik bu sloganın sahibi olan siyasi parti epey de oy almış durumda, peki Belçika bölünür mü? Anlatacağımız hikayeyi bir okuyun ve kararı siz verin.
Fransa’nın büyük lideri DE GAULLE bir tarihte Belçika için şöyle demiş:’ Belçika İngilizlerin Fransa’yı delirtmek için kurdukları bir memlekettir.’ 19 Asır ortalarında Manş denizine çıkmak isteyen ve böylece de

 

VULTURE (AKBABA) Operasyonu,

Fransa, İkinci Büyük Paylaşım savaşının sonunda(1939-1945) kazanan taraftaydı ama ordusu hırpalanmıştı, ülke ise harap durumdaydı, Komünist parti faaliyetlerini iyice artırmış ve siyasi olarak çok güçlenmişti,Moskova’nın desteğini de arkasına alan Komünistler iktidarın en yakın adayı idiler. Fransa’yı yöneten güçler derhal eski sömürgelerine kavuşmak ve Fransız halkının  refah seviyesini behemal artırmak zorundaydılar. Güney Doğu Asya da Japon yenilgisi o zaman ki adıyla Hindi çini diye bilenen bölgede Fransa sömürgelerini başı boş bırakmıştı. Fransa tekrar bölgeye dönmek ve kontrolü ele almak zorundaydı, yada

 

Otel İrma,


Sultanahmet semtinde gözünü ‘Toprak’ doyursun biri, şehrin en önemli tarih eserlerinden birini göz göre-göre yok ediyor ve yetkili makamlar seyir ediyor, gerekçesi ise Çukurova grubunun yeterince kar edemediği oteli satın alan uyanık arkadaşın kar etmesine olanak sağlayacak ek yatırımın gerçekleşmesi, görünüşe göre herkes payını almış oturuyor.
N e alakası var Otel İrma ile ve nedir bu otel İrma?
Adamımız 1846 senesinde Amerikan’ın IOWA bölgesinde doğmuştu, o zaman bu bölge henüz Amerika Birleşik devletlerinin bir eyaleti değildi. Babası ta o yıllarda bile inançlı bir kölelik karşıtıydı,bu uğurda

 

Prusya ordusu olan bir devlet değil devleti olan bir ordudur.

 Efsanesi hala sürüyor,artık belirli bir coğrafyası olmamasına karşılık Almanlar adını ne anıyorlar nede unutuyorlar. Evet Bu günkü konumuz haritadan silinen ama tarihte dipdiri duran bir devletin hikayesi olacak. Çünkü belki yakın gelecekte yok olacak bir başka devletin sözde milleti ders alır da ellerindekinin kıymetini bilirler.
Haçlı seferleri dolduruşuna gelen dönemin Prusyalıları o savaşlardan iki şey öğrenmiş olarak geri gelmişlerdi,birincisi artık yalnız kendi sınırları için çarpışacaklardı,ikincisi ise Roma da ki Katolik kilisesi için bir daha dövüşmeyeceklerdi.Toprakları verimli değildi,ticaretten pek anlamıyorlardı,yer altı

 

Ordu generallerini takip eder!


Napolyon’un Rusya seferi dönüşü kayıpları çok fazlaydı,(1812-13) Avrupa da ki eski krallıklar hazır fırsatını yakalamışken Fransa’yı ve onu tarih sahnesinden silmenin hesabındaydılar. Ne var ki bu savaş kurdunu yenmek kolay iş değildi,Tarihe ‘Milletlerin savaşı’  ( o günkü Avrupa’nın 10 ülkesi beşerden iki cephe halinde karşılıklı kıran kırana kapışacaklardı) diye geçen son Leipzig savaşında ise Napolyon bire karşı iki misli güçlü olan düşman ordularına karşı kendi saflarında ki bazı birliklerin savaşın en sıcak anlarında taraf değiştirmesi yüzünden yenilmişti. Olabildiğince süratli bir şekilde Fransa’ya